Konu: Kalıplar ve phrasal verbs › Make mi, do mu?

Make mi, Do mu? En Sık Karıştırılan Kalıplar

Türkçede "hata yapmak", "ödev yapmak", "plan yapmak" ve "iyilik yapmak" derken hep aynı fiili kullanırız: yapmak. İngilizcede ise bu fiilin iki karşılığı vardır, make ve do, ve hangisinin kullanılacağı çoğu zaman alışkanlığa bağlıdır. Make a mistake denir ama do homework denir; make a reservation denir ama do the dishes denir. Bu yüzden make ve do, İngilizce öğrenen Türklerin en sık karıştırdığı kelime çiftlerinden biridir.

Bu yazıda önce iki fiil arasındaki temel farkı, ardından günlük hayatta en çok kullanılan kalıpları anlatıyoruz. Sonunda karar veremediğin anlar için kısa bir yol haritası var. Yazının içindeki iki alıştırmada da boşluğa make ya da do'nun doğru biçimini yerleştirerek kendini deneyebilirsin.

Temel fark

Genel kural şöyle özetlenebilir:

  • make: Ortaya yeni bir şey çıkarmak, bir şey üretmek ya da oluşturmak. Sonunda elinde bir "ürün" olur: bir plan, bir karar, bir hata, bir randevu.
  • do: Bir işi, görevi ya da etkinliği yerine getirmek. Odak sonuçta değil, yapılan işin kendisindedir: ödev, bulaşık, alışveriş, egzersiz.

Bu kural her kalıbı açıklamaz; bazı kalıpları olduğu gibi ezberlemek gerekir. Ama yeni bir kalıpla karşılaştığında doğru tahmini yapmana çoğu zaman yardım eder.

make ile kullanılan kalıplar

Konuşmada en sık karşına çıkacak make kalıplarından bazıları: make a mistake (hata yapmak), make a decision (karar vermek), make plans (plan yapmak), make friends (arkadaş edinmek), make money (para kazanmak), make noise (gürültü yapmak), make progress (ilerleme kaydetmek).

I made a mistake. I'm really sorry.

Bir hata yaptım. Gerçekten özür dilerim.

"Hata yapmak" her zaman make a mistake olur; do a mistake yanlıştır.

Seyahatte en çok kullanacağın make kalıpları rezervasyon ve randevu ile ilgilidir:

I'd like to make a reservation.

Rezervasyon yaptırmak istiyorum.

Doktor ya da kuaför için: I'd like to make an appointment. Bir şikâyette bulunmak için de make kullanılır: I'd like to make a complaint.

That doesn't make any sense to me.

Bu bana hiç mantıklı gelmiyor.

make sense "mantıklı olmak, anlaşılır olmak" demektir. Bir şeyi anladığını söylemek için: That makes sense.

Şimdi sıra sende: make kalıpları

Yazıdaki ifadelerle 6 soruda boşluğa doğru seçeneği yerleştir.

Alıştırmayı oynamak için tarayıcında JavaScript'i aç ya da Kalıplar ve phrasal verbs › Make mi, do mu? alıştırmalarına git.

do ile kullanılan kalıplar

Ev işleri, okul işleri ve genel görevler çoğunlukla do ile söylenir: do homework (ödev yapmak), do the dishes (bulaşık yıkamak), do the laundry (çamaşır yıkamak), do the shopping (alışveriş yapmak), do exercise (egzersiz yapmak), do business (iş yapmak).

Can you do me a favor?

Bana bir iyilik yapar mısın?

"İyilik yapmak" her zaman do a favor olur. Bir arkadaşından yardım isterken en doğal giriş cümlelerinden biridir.

I'll do my best to resolve this issue.

Bu sorunu çözmek için elimden geleni yapacağım.

do your best "elinden geleni yapmak" demektir. Birine cesaret verirken: Just do your best!

What do you do for a living?

Ne iş yapıyorsunuz?

Tanışırken mesleği sormanın en yaygın yoludur. Kısaca What do you do? da denir.

Belirsiz bir "şey" anlatan kelimelerle de do kullanılır: do something, do anything, do nothing. Örneğin: I didn't do anything wrong! (Yanlış bir şey yapmadım!)

Şimdi sıra sende: do kalıpları

Yazıdaki ifadelerle 6 soruda boşluğa doğru seçeneği yerleştir.

Alıştırmayı oynamak için tarayıcında JavaScript'i aç ya da Kalıplar ve phrasal verbs › Make mi, do mu? alıştırmalarına git.

Karar veremediğinde

Yeni bir kalıpla karşılaştığında kendine şu üç soruyu sorabilirsin:

  1. Sonunda ortada yeni bir şey var mı? (bir plan, bir karar, bir randevu) → büyük ihtimalle make.
  2. Bir iş, görev ya da rutin mi? (ödev, bulaşık, spor) → büyük ihtimalle do.
  3. "Bir şey, hiçbir şey" gibi belirsiz bir kelime mi var? → do.

Bu yolun bazı istisnaları vardır. En bilineni make your bed (yatağını toplamak) kalıbıdır: yatağı toplamak bir ev işidir ama make ile söylenir. Yemek konusunda ise ikisi de kullanılır, ama anlam biraz değişir: make dinner belirli bir yemeği hazırlamak, do the cooking ise evde yemek yapma işini üstlenmek demektir.

Türkçeden çevirirken dikkat

Türkçede "yapmak", "vermek" ya da "almak" ile kurulan bazı kalıplar İngilizcede bambaşka bir fiille söylenir. Kelimesi kelimesine çeviri yerine kalıbın kendisini öğrenmek gerekir:

  • "Karar vermek" → make a decision (give a decision değil)
  • "Fotoğraf çekmek" → take a photo (ne make ne do)
  • "Duş almak" → take a shower
  • "Ders çalışmak" → study (do lesson değil)
  • "Gürültü yapmak" → make noise

Bu örnekler, make ve do'nun yanında take ve have gibi fiillerin de sabit kalıplarda sık kullanıldığını gösterir. Bunları da boşluk doldurma bölümündeki "Have, take, get kalıpları" konusunda çalışabilirsin.

Kısa bir tekrar

  • make: mistake, decision, plans, reservation, appointment, complaint, friends, money, noise, progress, sense, your bed
  • do: homework, the dishes, the laundry, the shopping, exercise, business, a favor, your best, a good job, something / anything / nothing

Bu listeyi bir kez okumak yetmez; kalıplar ancak bol örnekle kalıcı olur. Make ve do alıştırmalarının tamamıyla pratik yapmak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsin.

Diğer yazılar