Konu: Restoranda › Yemek siparişi

Restoranda İngilizce: Sipariş Verirken İşine Yarayacak 12 İfade

Yurt dışında bir restorana girmek heyecan vericidir ama garson masaya geldiğinde ne diyeceğini bilmemek bu keyfi kolayca kaçırabilir. İyi haber şu: restoranda kullanılan İngilizce, birkaç kalıbın tekrar tekrar kullanılmasından ibarettir. Menüyü istemek, yemeği sormak, sipariş vermek ve hesabı ödemek için toplam bir düzine ifade çoğu durumda yeterlidir.

Bu yazıda masaya oturduğun andan hesabı ödediğin ana kadar işine yarayacak 12 ifadeyi sırasıyla topladık. Her ifadenin yanında Türkçesi ve kısa bir kullanım notu var; aralara da bu cümleleri kelimeleri sıraya dizerek kurabileceğin iki kısa alıştırma ekledik.

Masaya oturunca: menü ve öneriler

Garson genellikle Are you ready to order? (Sipariş vermeye hazır mısınız?) ya da Can I get you something to drink? (İçecek bir şey alır mısınız?) diye yaklaşır. Henüz menüye bakmadıysan önce menüyü istersin.

Can I see the menu?

Menüyü görebilir miyim?

Daha kibar bir seçenek: Could we see the menu, please? Turistik yerlerde İngilizce menü olup olmadığını da sorabilirsin: Do you have an English menu?

Ne yiyeceğine karar veremediysen garsondan öneri istemek hem doğal hem de çoğu zaman en lezzetli yemeğe ulaşmanın en kısa yoludur.

What do you recommend today?

Bugün ne önerirsiniz?

Restoranın en sevilen yemeğini sormak için What's your most popular dish? de diyebilirsin.

Do you have any specials?

Günün özel yemekleri var mı?

"Specials" menüde yazmayan, o güne özel yemeklerdir. Garson genellikle bunları sözlü olarak sayar.

Yemeği sormak

Menüdeki bir yemeğin ne olduğunu bilmiyorsan ya da içinde ne olduğunu merak ediyorsan şu cümleler işini görür.

What's in this dish?

Bu yemeğin içinde ne var?

Menüde parmağınla göstererek sorabilirsin. Belirli bir yemeği soracaksan "this dish" yerine adını söyle: What's in the seafood pasta?

Is this meal spicy?

Bu yemek acı mı?

Acıyı sevmiyorsan şöyle rica edebilirsin: Can you make it mild? (Az acılı yapabilir misiniz?)

Does this dish contain nuts?

Bu yemekte kuruyemiş var mı?

Alerjin varsa bunu açıkça söylemek önemlidir: I'm allergic to nuts. (Kuruyemişe alerjim var.) Garson mutfağa sorup sana kesin bilgi vermelidir.

Şimdi sıra sende: menüyü sor

Yazıdaki ifadelerle 5 cümleyi kelimeleri sıraya dizerek kur.

Alıştırmayı oynamak için tarayıcında JavaScript'i aç ya da Restoranda › Yemek siparişi alıştırmalarına git.

Sipariş vermek

Kararını verdiğinde garsona hazır olduğunu söyleyebilirsin. Sipariş verirken en çok kullanılan iki kalıp I'll have… ve I'd like… kalıplarıdır; ikisi de kibar ve doğaldır.

I'd like to order now.

Şimdi sipariş vermek istiyorum.

Garson başka masayla ilgileniyorsa göz teması kurup elini hafifçe kaldırman yeterli; bağırarak çağırmak kaba sayılır.

I'll have the roast lamb.

Kuzu rosto alacağım.

"The" kullanmayı unutma: menüdeki belirli bir yemeği istiyorsun. Aynı anlamda I'd like the lamb curry. de diyebilirsin.

Can I get a cheeseburger?

Çizburger alabilir miyim?

Amerika'da gündelik restoranlarda sık duyulan, rahat bir kalıptır. Ekleme istersen: Can you add extra cheese?

Siparişini verdikten sonra yemeğin ne kadar süreceğini merak edebilirsin, özellikle aceleniz varsa:

How long will it take?

Ne kadar sürecek?

Acelen varsa bunu baştan söyle: We're in a bit of a hurry. (Biraz acelemiz var.)

Şimdi sıra sende: siparişini ver

Yazıdaki ifadelerle 5 cümleyi kelimeleri sıraya dizerek kur.

Alıştırmayı oynamak için tarayıcında JavaScript'i aç ya da Restoranda › Yemek siparişi alıştırmalarına git.

Yemek sırasında ve hesap

Yemek sırasında bir şeye ihtiyacın olursa kısa bir rica yeterlidir. "Could you bring…?" kalıbıyla ihtiyacın olan her şeyi isteyebilirsin.

Could you bring some napkins?

Biraz peçete getirebilir misiniz?

Aynı kalıp başka şeyler için de çalışır: Could you bring some water?, Could you bring some bread?

Yemek bittiğinde hesabı istemek için:

Could you bring the check?

Hesabı getirebilir misiniz?

Amerikan İngilizcesinde hesap için check, İngiliz İngilizcesinde bill denir. Arkadaşlarınla ayrı ödemek istersen: Can we pay separately?

Amerika'da çoğu restoranda servis ücreti hesaba eklenmez ve garsona bahşiş bırakılması beklenir. Emin değilsen sormaktan çekinme: Is the tip included? (Bahşiş dahil mi?)

Örnek bir konuşma

Bu ifadeler gerçek bir sipariş sırasında art arda nasıl kullanılır? Aşağıdaki kısa konuşmayı sesli okuyarak dene:

  • Garson: Hi there! Are you ready to order?
  • Sen: Almost. What do you recommend today?
  • Garson: The roast lamb is very popular.
  • Sen: Is it spicy?
  • Garson: No, it's not spicy at all.
  • Sen: Great, I'll have the roast lamb. And can I get some water, please?
  • Garson: Sure. Anything else?
  • Sen: No, that's all. Thank you!

Konuşmanın sonundaki That's all. (Bu kadar.) ifadesi, siparişini bitirdiğini garsona kibarca anlatmanın en kısa yoludur. Garson Anything else? diye sorduğunda bir şey daha istiyorsan Yes, could I also get… diye devam edebilirsin.

Kısa bir tekrar

Restoranda işini kolaylaştıracak dört kalıbı aklında tut:

  1. Bir şey istemek: Can I see…? / Could you bring…?
  2. Sormak: What's in…? / Is this…?
  3. Sipariş vermek: I'll have… / I'd like…
  4. Hesap: Could you bring the check?

Bu kalıpları birkaç kez kurduğunda garson masaya geldiğinde ne diyeceğini düşünmek zorunda kalmazsın. Sipariş verme alıştırmalarının tamamıyla pratik yapmak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsin. Afiyet olsun!

Diğer yazılar